Ana sayfa Gündem Ege’de bebeğini kaybeden Hakim Fatma Işık, Çölaşan’a mektup yazmış

Ege’de bebeğini kaybeden Hakim Fatma Işık, Çölaşan’a mektup yazmış

Ege Denizi'nde bindikleri teknenin alabora olması sonucu bebeğini kaybeden Hakim Fatma Işık'ın cezaevinde bulunduğu sırada Emin Çölaşan'a yazdığı mektupta yaşadığı hukuksuzlukları aktardığı ortaya çıktı.

PAYLAŞ
Yunanistan’a sığınmak için Türkiye’den yola çıkan, bindikleri teknenin Ege Denizi’nde batması sonucu hayatını kaybeden 7 kişiden biri olan bebeğin annesi Hakim Fatma Işık’ın sesini duyurmak için Emin Çölaşan’a mektup yazdığı ortaya çıktı.
27 Eylül 2019 Cuma günü Ege sularının Sakız (Chios) adası kıyılarında, Oinousses (İnusses) açıklarında 19 kişiden 1 bebek, 4 çocuk ve 2 yetişkin can vermişti. Bebeğini kaybeden Hakim Fatma Işık’ın cezaevinde bulunduğu sırada Emin Çölaşan’a yazdığı mektupta, yaşadığı hukuksuzlukları aktardığı görülüyor.
İstanbul KHK’lılar Platformu, anne Fatma Nasır Işık’ın, üniversite sınavını Türkiye 600. olarak derece ile kazandığını paylaştı. Eşi ile birlikte ihraç edilen Işık’ın yasal ve rutin faaliyetleri suç sayılmış.
Avukat Büşra Taşkıran’ın hatırlattığı ve gazeteci Çölaşan’ın 9 Ekim 2016’da Sözcü‘deki köşesinde yayımladığı mektuplardan biri olan bölümde şunları yazıyor:
“… Tarsus Kadın Cezaevi’nden bir hakim yazıyor. Aslında kitap olacak nitelikte uzun bir mektup. Çok kısaca özetliyorum:
‘Çok zor bir süreç yaşadık. 16 haftalık hamileydim. Bütün bu süreci karnımda taşıdığım doğmamış bebeğimle yaşadım. (Cezaevi koşullarını anlatıyor, inanılır gibi değil.) Koğuşta meslekten ihraç edilen 14 kadın hakim ve savcıyız.
İki aydan fazla bir süre geçti, tutukluyum.
Cezaevinde yüzlerce tutuklu ve hükümlü varken bu kadar kişiye sadece bir doktor bakıyor. O da sadece perşembe günleri öğleden sonra.
Şu anda 27 haftalık hamileyim. Bu benim ilk hamileliğim.
Hastaneye demir kelepçelerle gidiyoruz. Doktorun bebeğin durumu iyi demesi bile bana yetiyor. Kilosunu, boyunu, görüntüsünü sormak aklıma bile gelmiyor.
Gözyaşlarımı tutamadığım anlar da oluyor.
İnanın hiçbir şey umurumda bile değil. Beni en çok yıpratan bebeğimin karnımda bu şekilde büyümesi. İkimiz de çok zor günler geçiriyoruz.
Aslında ben koğuştaki şanslı bayanlardan biriyim çünkü eşim tutuklanmadı.
Bu mektubu size yazma nedenim, sesimizi biraz olsun duyurabilmektir.’”
Gazeteci Çölaşan, “Bu süreçte hem gazetecilik, hem de insanlık görevimi yerine getirmeye çalışıyorum. Vicdanım çok rahat.” sözleriyle tamamladığı yazısının girişinde ise şunları belirtiyor:
“Sevgili okuyucularım sizlerden hergün tomarla mektuplar alırım, zaman yetmediği gibi hemen hiçbirine ne yazık ki yanıt veremem… Darbe girişimi sonrasında devlet memurluğundan ihraç edilen, açığı alınan ya da tutuklanan mağdurların sayısı acayip bir biçimde çoğalınca bu kez onlar yazmaya başladı. Kendilerinin, eşlerinin, kardeşlerinin veya başka yakınlarının nasıl haksızlığa uğradıklarını anlatıyorlar. Yazanların hiçbirini tanımam….
Kendilerine savunma hakkı verilmeyen o masumların günahı ne? Yazanların çoğu da korkuyor, ‘Aman ismimi açıklamayın’ diyor.”