Ana sayfa Editörden Reyhanlı katliamının faili Yusuf Nazik, 310676 kod numaralı MİT görevlisiymiş!

Reyhanlı katliamının faili Yusuf Nazik, 310676 kod numaralı MİT görevlisiymiş!

PAYLAŞ

Reyhanlı saldırısıyla ilgili somut bilgiler ortaya çıktıkça eylemin MİT müsteşarı Hakan Fidan’ın bir toplatıda sarfettiği gibi, “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırırıp savaş çıkartırım” mantığıyla gerçekleştirildiği gözler önüne seriliyor. Katliamı organize edenlerin MİT bağlantılarına rağmen gerçek sorumlulardan hesap sorulamıyor.

Ali Ata, GriHat-ÖZEL

Türkiye, Tahran zirvesiyle birlikte sınıra askeri sevkiyat yapılarak oyun kurma rolü yerine bu oyunun sadece seyircisi konumuna geçti. Bu gelişmeler yaşanırken sürpriz bir hamle yapıldı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), 2013’te 53 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısının faili olduğu belirtilen Yusuf Nazik’i Esed’in kalesi olarak görülen Lazkiye’de yakalayıp Türkiye’ye getirdiği duyuruldu. Şüphesiz bu şartlarda başarılı bir operasyondu. TRT, haberi önce, Suriye istihbaratı ile ortak operasyon diye verdi. Ancak sonraki haberlerde Suriye istihbaratı ibaresi çıkarıldı. Hatta Anadolu Ajansı operasyonun tamamen “milli ve yerli” olduğunu duyurdu. Oysa operasyon aslında Lübnan mafyasıyla pazarlıktan ibaretti. MİT, kendi mensubunu 7.5 milyon dolar karşılığında teslim aldı.

Haberlerin veriliş şekli konuyu takip edenlerin kafasını hayli karıştırmış olsa da Yusuf Nazik savcılığa daha çıkarılmadan önce kamera karşısına geçirilip konuşturuldu. Nazik’in teşekkür eder mihvalde konuşması ve Suriye’ye meydan okuması ilginçti; “Suriye’deki arkadaşlarıma sesleniyorum yol yakınken dönün, Türk devleti bize sahip çıkar. Suriye devletine de sesleniyorum; Türkiye devleti çok büyüktür. Bunun hesabını elbet sizden soracak”. Patlayıcıları Suriye’den Türkiye’ye soktuğunu anlatan Nazik, itirafçı bir eylemciden çok propaganda yapar gibi konuşuyordu.

‘YUSUF NAZİK MİT’İN AKTİF ELEMANI’

Yusuf Nazik’in gerçek kimliği ve Reyhanlı saldırısına geçmeden önce Nazik’in nasıl ele geçirildiği, bir güç tarafından mı teslim edildiği noktasına yoğunlaşmak gerek. İddiaya göre MİT Lazkiye’ye hiç gitmediği gibi Nazik’i de “milli bir operasyon” ile yakalayıp getirmemişti!

MİT’in halen aktif elemanı olan Yusuf Nazik, (sorgu tutanaklarında net bir şekilde anlatılıyor) Haziran ayından beri Suriye’den kaçırılıp Lübnan’a götürülmüştü. MİT haziran başından beri elemanını alabilmek için çaba gösteriyordu. Tahran zirvesinden eli boş dönen Türkiye hem iç siyasette kullanıp sükse yapmak hem de uluslararası arenada Esed aleyhine kullanmak için operasyonunun düğmeye bastı ve Nazik birden kıymete bindi.

LÜBNAN MAFYASI NAZİK’İ MİT’E 7.5 MİLYON DOLARA TESLİM ETTİ

Lübnan mafya grupları tarafından kaçırılan Yusuf Nazik için Türkiye MİT üzerinden pazarlığa oturmuş ancak mafyanın istediği para çok olunca önce vazgeçmişti. Tahran zirvesi  sonrası kıymeti artan Nazik için MİT sarayın da emriyle bedeli ne olursa olsun mafyadan alınmak istendi. Yeni bir pazarlık başladı ve Nazik mafya grubuna 7.5 milyon dolar verilerek Lübnan’dan getirildi. Oysa daha önce Lübnan mafyası sadece 1.5 milyon dolar istemişti ama son pazarlıkta MİT ısrarcı olunca mafya fiyatı artırdı.

İddiaya göre Lübnan’da insan kaçırıp para kazanan grup (2012’de bir Türk işadamını aynı gurup kaçırmıştı) Yusuf Nazik’i 2 gün süren pazarlıklar sonunda Beyrut’a getirip MİT’e teslim etti. Nazik önce Ankara’ya ardından Hatay’a götürüldü.

Reyhanlı saldırısından sonra Recep Tayyip Erdoğan her seferinde Esed’i suçlamış ve Suriye’ye müdahale için hem içte hem dışta bu konuyu malzeme yapmaya başlamıştı. Her şey durulmuşken hatta davada adı geçen diğer kişiler hala görevdeyken ve Türkiye İdlib konusunda sıkışmışken şüphesiz Ankara için Yusuf Nazik’in yakalanmış olması hayat öpücüğü etkisi yaptı. Reyhanlı üzerinden İdlib ve Suriye’ye yönelik adımların Türkiye’ye ne kazandıracağı merak konusu.

‘YUSUF NAZİK, 310676 KODUYLA MİT’E DÜZENLİ İSTİHBARAT VERİYORDU’

Olayın diğer bir boyutu ise Reyhanlı olayına dair gerçeklerin gizlenmek istenmesi de var. Yusuf Nazik her ne kadar Türkiye tarafından arananlar listesinde adı yer alsa da aslında hiç aranmadığı da ortaya çıktı. Hatta Nazik’in 2017 yılında 13 kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı kayıtlara geçti. Nazik. Haziran ayı başında ortadan kaybolmasına kadar 310676 koduyla MİT’e düzenli istihbarat sağlamış Nazikten haber alamayan MİT, elemanını izini sürmeye başlıyor ve Lübnan’da olduğunu öğreniyor.

Reyhanlı saldırısının bir numaralı tutuklu sanığı Nasır Eskiocak, verdiği ifadesinde Nazik’in MİT mensubu olduğunu ve dönemin bakanlarından Sadullah Ergin ile özel telefon hattıyla sık sık görüştüğünü anlatmıştı. Suriye’de MİT ile çalışan Türkmenler tarafından yakalanıp Türkiye’ye getirilen Nasır Eskiocak, Nazik’in hem kaçakçılık yaptığını hem de MİT adına çalışmaya devam ettiğini söylüyor.

Nazik savcılık sorgusunun yapılmasının ardından Reyhanlı davasının görüldüğü Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Mahkeme, pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini belirten Nazik’in tutuklanmasına karar verdi.

SALDIRIYI MİT’İN ‘YEŞİL’İ HEYSEM TOPALCA PLANLADI

Ancak Eskiocak’ın ifadesinde geçen Reyhanlı’nın asıl planlayıcısı Heysel Topalca. Adı arananlar arasında yer alsa da Topalca hala aktif görevine devam ediyor. MİT’in “yeşil”i olarak bilinen ve birçok karanlık olayda adı anılan Topalca, 7 Kasım 2013’te Adana’da silah taşıyan MİT tırları olayında da karşımıza çıkıyor. Silahlar karşı tarafta Heysem Topalca’ya teslim edilip cihatçılara dağıtılacaktı. Topalca’nın daha sonra 2014’te Niğde’de askerlere saldıran IŞİD’liler ile bağlantısı da ortaya çıktı. Diyarbakır Sur’da özel bir ekiple çatışmalara giren ve duvarlara “Esedullah timi” yazan ekipte yer aldığı da ileri sürülüyor. Emniyet raporlarına göre 2011-2014 yılları arasında Türkiye’ye 873 kere giriş çıkış yaptığı ortaya çıkan Heysem Topalca halen Afrin’de bir grup ÖSO mensubuna komuta ediyor. Topalca aynı zamanda MİT’e aktif olarak istihbarat sağlamaya devam ediyor.

53 vatandaşın hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısının perde arkasında varlığı delillerle ortaya konulan MİT’in, bir gün yargı konusu olup olmayacağı merak konusu.